< Fergab Ferci - Blogcu - Sayfa 3





Acem Bülbülleri - İlahi Albümü

İran (Acem) Bülbülleri İlahi Grubundan Arapça ve Farsça bir Albüm..

Müziksiz olmasına rağmen tek kelime ile müthiş parçalar.. Linke tıklayın ve bilgisayarınıza kaydedin..

 

http://www.divshare.com/download/3113126-04a

 

 

Bayramımız Mübarek Ola..

Selamun Aleyküm.. Kurban bayramınızı tebrik ederim değerli kardeşlerim.. Sizle beraber Üstad Said-i Nursi Hazretlerinin şu cümlelerini tekrar okumak istedim..
 
"..Ruh-u canımızla mübarek bayramınızı tebrik ediyoruz. İnşâAllah âlem-i İslâm'ın da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i Müttefika-i İslâmiye'nin (İslam Cumhuriyetleri Birliği) kudsî (yüce) kanun-u esasiyelerinin (temellerinin) menbaı (kaynağı) olan Kur'an-ı Hakîm, istikbale (geleceğe) tam hâkim olup beşeriyete (insanlığa) tam bir bayramı getireceğine (dair) çok emareler (işaretler) var..." (Emirdağ Lahikası)

Merhum Üstad Said Nursi bu sözleriyle gerçek bayrama kavuşmayı arzu ettiğini bildirmiş fakat "acele edip, kışta geldiğini" (başka yerlerde) söylemiştir. Ama, bizlerin "Fecr-i Sadık olan İslam İnkılabının güllerinin açtığı Cennet âsa bir baharda" geleceğini de tebşir etmiştir (müjdelemiştir).. Evet, Üstadın beklediği Fecr-i Sadık günümüz İran Coğrafyasında gerçekleşmiştir. İSLAM CUMHURİYETİ, ilk defa İran'da kurulmuş.. ve diğer ülkeler de hızla bu geçiş dönemine girmiştir.. İşte Lübnan.. İşte Filistin.. İşte Somali..

Üstad Said Nursi yine buyrmuştur;
"...çok zamandan beri esaret altında kalmış ve istiklâliyetini (bağımsızlığını) kaybetmiş Hindistan, Arabistan gibi Âlem-i İslâmın büyük memleketleri birer devlet-i İslâmiye (İslam Devleti) şeklinde; Hind'de yüz milyon bir devlet-i İslâmiye, Cava'da elli milyondan ziyade (fazla) bir devlet-i İslâmiye ve Arabistan'da dört-beş hükûmet, bir cemahir-i müttefika (Birleşik Cumhuriyetler) gibi, Arap birliği ile İslâm birliğinin birleşmesindeki Âlem-i İslâmın bu büyük bayramının mukaddemesini tebrik ile, bu bayram bize müjde veriyor... " (Tarihçe-i Hayat'tan) buyurmuşlardır..

Ehl-i Beyt - Seyyidler imamlığındaki-önderliğindeki "İSLAM CUMHURİYETLERİ BİRLİĞİ"nin dünyaya hükmedeceği ve beşeriyetin Kapitalist/Komünist bir çağdan "İSLAM ÇAĞI"na geçeceği gerçek bayram günleri yakındır inşaAllah..

Evet.. Biz de bu bayramların "İslam Dünyasının Gerçek Bayramına" ulaşmamıza vesile olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyoruz..
 
FergabFerci

Ne olursan ol.. Gel.. Amma!..

Mevlana Hazretlerinin meşhur davetini herkes duymuştur;

Ana dili Farsçada söylediği bu çağrı şiirinin Türkçe tercümesi şöyle;

 

Beri gel.. Bura gel.. Ne olursan ol, yine gel..
İster kafir, ister mecusi, ister putperest ol, yine gel..
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir..
Yüzbin kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel..

 

Hz Mevlana'nın bu  ("Ne olursan ol.. Gel..! Gel ki seni ıslah edeyim.. Bu şekilde yaşamaya devam etmeyesin.." şeklindeki) ıslah amaçlı çağrısının tarih boyunca milyonlarca icabet edeni bulunmuştur.. ve hala bulunmakta, şükürler olsun.. Ama son günlerde, özellikle ülkemizde bu davet yanlış anlaşıldı.. veya anlaşılmak istendi..

 

İşte Mevlana ükesinden ! bir haber;

 

Hz. Mevlana’yı anma etkinliklerine katılmak isteyen başörtülü vatandaşlar kapıdan çevrildi

10 Aralık 2007

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) Kıbrıs Güzelyurt’taki kampüsünde düzenlenen Hz Mevlana’yı anma etkinliklerine katılmak isteyen başörtülü vatandaşlar kapıdan çevrildi.
ODTÜ’nün Güzelyurt’taki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kampüsü’nde önceki akşam 19.30’da Mevlana’yı anma etkinliği tertiplendi. Etkinliğe gazete ilanları ile tüm vatandaşlar davet edildi. İlanlarla herhangi bir kıyafet kısıtlaması olacağı belirtilmedi. Güzelyurt’ta yaşayan Yusuf Akın da etkinliği gazete ilanından takip edip iştirak etmek üzere akşam saatlerinde eşi ile birlikte ODTÜ Kampüsü’ne gitti. Örtülü eşi Nurcan Akın ile üniversite yerleşkesine girmek isteyen Yusuf Akın, “Eşiniz başörtülü. İçeri giremezsiniz” uyarısı ile şok oldu.


Eşinin öğrenci olmadığını, sadece Mevlana etkinliğini takip etmek istediklerini söyleyen Yusuf Akın, “Talimat böyle. Başörtülüleri almıyoruz. Sizi içeri alamayız” denilerek geri çevrildi. Yusuf Akın ve eşi bir süre görevlilerle tartıştıktan sonra olay yerinden ayrıldı.
Yusuf Akın, “Görevli, rektörlük talimatı olduğunu söyleyip bizi içeri almadı. Eşimin öğrenci olmadığını söylesem de dinletemedim. Gayet üzgün bir şekilde evimize döndük. Mevlana Hazretleri hoşgörü timsalidir, ama onun adına etkinlik yapan insanlar başörtüsüne bile hoşgörü gösteremeyecek kadar hoşgörüsüz insanlar. Geçen sene aynı etkinlik Yakın Doğu Üniversitesi’nde gerçekleştirilmiş, oraya eşimle birlikte hiçbir kısıtlama olmadan girebilmiştik” dedi.

 

Üzücü.. Ama gerçek..

Bu çağrının sahibi Hz Mevlana da gelseydi, sanırım o da alınmazdı..

Sakallı değil miydi Hazret? Eşi çarşaflı değil miydi?

Bu Yüce İslam Aliminin ve İrfan Ehlinin "Ne olursan ol.. Gel.." deyişine, onun adına; "Ancak, Sakallı ve Başörtülü isen gelme.." şeklinde dipnot ekleniyor..

Garip değil mi?

 

"İslam'ın başörtüsü gibi binlerce rüknünü çiğneyenler gelsin.. Diğerleri gitsin İran'a.. Lübnan'a.." çağrıları..!

 

HEYHAT..!

 

Fergab Ferci

Teneke Yüreğimden Gül Nebime

Rahman Ve Rahim Olan Allah'ın adıyla
Salât ve selam olsun sana Ey Gül yüzlü Gül Peygamberim
Gül Yüzlüm...
Seni tanıyalı yıllar oldu belki, ama sana yazabilme cesaretini şimdi bulabildim.
Nasıl başlasam bilemiyorum. Sahip olduğum bu teneke yüreğimden sana layık olmayan sözlerin dökülmesi endişesi içerisindeyim.
Ellerim taş kesilmiş.
Bedenim tutsak Efendim. Kalbim bir güvercin gibi titriyor kafesinde.
Kalbimin çekirdeğinde inceden bir sızı; bu sızı Senden Efendim, Sensizlikle imtihan olma korkusundan.
(Rabbim Sensizlikle imtihan etmesin beni, "bizi")
Kırık dökük, kirli paslı bir gönül taşıyorum
ve o kırık dökük, kirli paslı gönlümle sesleniyorum Sana.
Kırık dökük, kirli paslı bir gönül taşıyorsam bile, Gönlümün en temiz yerini sana ayırdım Efendim.
İsterdimki gönlümün bütün odaları tertemiz olsun Senin Sevginle, Senin nurunla dolu olsun. Ama başaramadım Efendim Rabbim'in bana emanet ettiği tertemiz yüreğimi fani şeylerle doldurdum. Dünya ve dünyalık şeylerle istila ettim yüreğimi. Zaten onun için kararmış tenekeleşmiş yüreğim.
Can Efendim Sana karşı çok mahcubum.
Doğru düzgün tanıyamadım Seni. Tanıyamayıncada tanıtamadım. Şu kararmış yüreğimi aydınlatamadım Senin Nurunla, kararmış gönüllere sunamadım Senin Sevgini.
Herşeyin başı Seni sevmektir, aşkınla yanıp tutuşmaktır. Tam anlamıyla Sevemedim(dik) seni yanıp tutuşturamadım(dık) gönlümü(gönüllerimizi). Oysa tam anlamıyla sevseydi(m)k Yanıp tutuşturabilseydi(m)k Kutsal Emanetin Ehl-i Beyt'ine yapışabilseydim(k) Gönlüm (Gönüllerimiz) bugün bu hallerde olmazdı.
Ey Nebim....
Gönlümün Gülü...Sensin bizim tek kurtuluşumuz, Sensin bizim felaha erişimiz...
Seni anıyor yer gök,canlı cansız ne varsa Seni çağırıyor...
Ne olur artık Gel Ey Can....
Gelde gör ümmetinin halini. Uyuyan nefs(imi)lerimizi, Şeytana köle olmuş benliği(mi)zi, şu naçarlaşmış pasifleşmiş ruh(umu)larımızı gör.
Ya Rasulallah ancak sen kurtarabilirsin b(eni)izi bu anlamsızlaşmış kötülüklerle dolu dünyadan.
Gelde kurtar bu yozlaşmış düşüncelerden. Anlamsız hayallerden fani aşklardan gelde arındır gönlümü (gönüllerimizi).
Gelki bu kirlenmiş gönlüm (gönüller) Nurunla yıkansın.
Gelki çekip gitsin Zulmet.
Gelki...Şehadet olsun sensizliğin bedeli.
Gelki... Bir kor saç içime,
Gelki....ocaklar gibi yanayım.
Gelki...Bu can yoluna kurban olsun ve anam-babam sana ve soyuna feda olsun yâ Rasulallah...

 

alıntıdır..

« Önceki :: Sonraki »