< Haber - Yorum - Fergab Ferci - Blogcu





Sara ve Dara

Batının Barbie ve Ken'ine alternatif olacak oyuncak bebekler.. "Sara ve Dara"

İslami İran'da bir oyuncak şirketi Sara ve Dara adlı oyuncak bebekler üretti.



İranlı oyuncak satıcısı Masume Rahimi, yeni oyuncakları alarak "Sarışın Barbie, İslam kültürüne yabancı idi, çünkü" dedi (seçilerek ithal edilse de) "oyuncaklar açık elbiselerle giydirilmiş."

Barbie ile oynayan küçük kızların onun açıklığını görerek, İslami İran değerlerini reddetmesinin mümkün olabileceğini kaydetti ve "Sanırım, her Barbie bebek, bir Amerikan silahından daha zararlı ve (ahlak) yıkıcıdır." dedi.

Okul kitaplarında doğdu bu karakterler ve ikiz kardeşin hayatları ve hikayeleri oyuncaklarla beraber satılan kasetlerde ve vereceğim linkte anlatılıyor.

Eğitim Bakanlığına bağlı bir kuruluş tarafından geliştirilen bu bebekleri oyuncak satıcıları hoş karşıladı.

 

ilk etapta 100.000 oyuncak üretildi. Her oyuncak 25,000 İran riyaline satılacak. Barbie bebeklerin ise 332,000 riyale satılageldiği biliniyor.

 

 

 

 

 

link; http://darasara.kanoonparvaresh.com/ (Farsça ve İngilizce)

 

fergabferci

En Genç Doktor..

- علامه سید محمد حسين الطباطبائي -

- Sayyid Muhammad Hussain Tabataba'i - (Seyyid Muhammed Hüseyin Tabatabai)

Kur'anî ilmiyle mucize olarak gösterilen Tabatabai Kur'an-ı Kerim'in tamamını ezberlemiş. Ve onu yorumlayabiliyor, başkalarına açıklayıp anlatabiliyor.
2000 yılında, 13.000 kişi Güney Londra'daki İslam Merkezi'ne sadece onu dinleyebilmek için akın etti. Neden mi?


Çünkü doktora (Phd) yapmış olan Tabatabai o zaman sadece 7 yaşındaydı..

 

İslam'ın en genç Doktoru..


Muhammed Hüseyin Tabatabai, Hazreti Peygamber'in (s.a.a) torunlarındandır (ki Seyyid lakabını bu yüzden taşıyor. Hem Annesi hem Babası Seyyid olduğu için de Tabatabai lakabını almıştır.)

Ailenin her ferdi Hafız..

Babasının bir İslam alimi, annesinin de Kur'an kursu hocası olması nedeniyle daha kundaktayken Kur'an ile tanışan Tabatabai, 2 yaşında 30. cüzü (Amme Cüzünü) ezberler.

Ailesi, başta bunu dayısının fark ettiğini söylüyor. Dayısı, Tabatabai'nin oyuncağıyla oynarken Nebe' suresini ezbere okuduğuna şahid olur. Kur'an Kursunda annesinin kucağında iken dinlediği ayetleri kendisi dahil kimsenin farkında olmadan ezberlemiştir Tabatabai.



Aile bu çocuğunun da üzerine düşer. ve böylece 2 yaşını doldurmadan Muhammed "Amme Cüzü"nü ezberler.

5 yaşına girdiğinde ise Hafız olur.

   

Muhammed'in yaşında biri için, özellikle Arapça ana dili değilse Kur'an'ı ezberlemek zor, belki de imkansızdır. Bunu başaranlar ise hiç tefsir yapamamıştır. Bu İranlı küçük hafızın ana dili Farsça, ama Kur'an-ı Kerim'den dersler verebiliyor, hem Arapça hem Farsça olarak. Evet; sonraki sene Hadis-i Şerif ezberlemeye başlar ve Nehc'ül-Belağa'dan sözleri de..

İran İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Ali Hamaney, böyle bir çocuk yetiştirdikleri için Muhammed'in ailesini tebrik eder ve istekte bulunmalarını söyler. Ailenin isteği sadece Hacc yolculuğudur. Masraflar karşılanır ve Hacc ziyaretini yaparlar.

7 yaşında İngiltere'de kendisine "Doktor" ünvanı verilir. Şu an İran'ın "ilim şehri" diye bilinen "Kum" kentinde yaşıyor. Yetişkinler çok zor demesine rağmen Muhammed, "Mantık" ilminin kitaplarına yönelmiş.


BBC de çıkan haberi; http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/332584.stm


Devamını ben söylemeyim.. Siz izleyin ve çıkarın..

Mekke'den bir görüntü..

Seyyid'e ailesi ve meclistekiler Ayet okuyup onun devam etmesini istiyorlar..
ve kendisine Ayetler okunup, hangi cüzde ve hangi surede olduğu ve ayet numaraları soruluyor.. Dahası bir konu söylenip üzerine Kur'an Ayetlerini okuması isteniyor..
ve başka başka sorular soruluyor.. sohbet etmesi isteniyor..

 

görüntü iki kısımdan oluşuyor;

birinci kısım;
 

http://www.youtube.com/watch?v=C_dzLH-qaik

 



ikinci kısım;

http://www.youtube.com/watch?v=cB9e1rphKn0


 

Hepimiz MaşaAllah diyelim bu miniğe..

 

Allah ülkemize de böyle gençler nasip etsin diyeceğim ama,

"Kur'an Kurslarına gitme yaşı (!)"

"Allah'ın dinini yaşamaya (!) başlama yaşı (!)"

gibi daha birçok şeyin söz konusu olan bir ülkede sanırım Muhammed'in yaşında hafız yetişmesi çok zor..

O yaştakiler burada Kur'an Kurslarına bile alınmıyorlar çünkü..!

Saf ve temiz akıllarına Hakikat (Kur'an) işlenmiyor..

Onun yerine her zaman başka şeyler gündemde..

Masumların akılları artık masum olmayanlar tarafından kirletiliyor..

Örnekleri maalesef çok.. Üzülüyorum..

Keşke, ülkemizde de böyle minikler olsa diyorum ama..

Böyle giderse zor..

İnşaAllah böyle gitmez!.. Gitmeyecek!..

 

Fergab Ferci

Ne olursan ol.. Gel.. Amma!..

Mevlana Hazretlerinin meşhur davetini herkes duymuştur;

Ana dili Farsçada söylediği bu çağrı şiirinin Türkçe tercümesi şöyle;

 

Beri gel.. Bura gel.. Ne olursan ol, yine gel..
İster kafir, ister mecusi, ister putperest ol, yine gel..
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir..
Yüzbin kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel..

 

Hz Mevlana'nın bu  ("Ne olursan ol.. Gel..! Gel ki seni ıslah edeyim.. Bu şekilde yaşamaya devam etmeyesin.." şeklindeki) ıslah amaçlı çağrısının tarih boyunca milyonlarca icabet edeni bulunmuştur.. ve hala bulunmakta, şükürler olsun.. Ama son günlerde, özellikle ülkemizde bu davet yanlış anlaşıldı.. veya anlaşılmak istendi..

 

İşte Mevlana ükesinden ! bir haber;

 

Hz. Mevlana’yı anma etkinliklerine katılmak isteyen başörtülü vatandaşlar kapıdan çevrildi

10 Aralık 2007

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) Kıbrıs Güzelyurt’taki kampüsünde düzenlenen Hz Mevlana’yı anma etkinliklerine katılmak isteyen başörtülü vatandaşlar kapıdan çevrildi.
ODTÜ’nün Güzelyurt’taki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kampüsü’nde önceki akşam 19.30’da Mevlana’yı anma etkinliği tertiplendi. Etkinliğe gazete ilanları ile tüm vatandaşlar davet edildi. İlanlarla herhangi bir kıyafet kısıtlaması olacağı belirtilmedi. Güzelyurt’ta yaşayan Yusuf Akın da etkinliği gazete ilanından takip edip iştirak etmek üzere akşam saatlerinde eşi ile birlikte ODTÜ Kampüsü’ne gitti. Örtülü eşi Nurcan Akın ile üniversite yerleşkesine girmek isteyen Yusuf Akın, “Eşiniz başörtülü. İçeri giremezsiniz” uyarısı ile şok oldu.


Eşinin öğrenci olmadığını, sadece Mevlana etkinliğini takip etmek istediklerini söyleyen Yusuf Akın, “Talimat böyle. Başörtülüleri almıyoruz. Sizi içeri alamayız” denilerek geri çevrildi. Yusuf Akın ve eşi bir süre görevlilerle tartıştıktan sonra olay yerinden ayrıldı.
Yusuf Akın, “Görevli, rektörlük talimatı olduğunu söyleyip bizi içeri almadı. Eşimin öğrenci olmadığını söylesem de dinletemedim. Gayet üzgün bir şekilde evimize döndük. Mevlana Hazretleri hoşgörü timsalidir, ama onun adına etkinlik yapan insanlar başörtüsüne bile hoşgörü gösteremeyecek kadar hoşgörüsüz insanlar. Geçen sene aynı etkinlik Yakın Doğu Üniversitesi’nde gerçekleştirilmiş, oraya eşimle birlikte hiçbir kısıtlama olmadan girebilmiştik” dedi.

 

Üzücü.. Ama gerçek..

Bu çağrının sahibi Hz Mevlana da gelseydi, sanırım o da alınmazdı..

Sakallı değil miydi Hazret? Eşi çarşaflı değil miydi?

Bu Yüce İslam Aliminin ve İrfan Ehlinin "Ne olursan ol.. Gel.." deyişine, onun adına; "Ancak, Sakallı ve Başörtülü isen gelme.." şeklinde dipnot ekleniyor..

Garip değil mi?

 

"İslam'ın başörtüsü gibi binlerce rüknünü çiğneyenler gelsin.. Diğerleri gitsin İran'a.. Lübnan'a.." çağrıları..!

 

HEYHAT..!

 

Fergab Ferci

Tebriz

    Tebriz "Batı Azerbaycan"ın merkezi.. Yani bir Türk şehri.. İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı bir vatandaş olarak normal talep ve eleştirileri dışında olumsuz/ideolojik bir tavırları yok..

     Ne Tahran yönetimi Azeri yurttaşlarına ihmal ve küçümsemeyle bakıyor; ne Azeri soydaşlar kendilerini dışlanmış hissediyorlar.. Siyasi, ekonomik, sosyal hakları konusunda ise, hiçbir takıntı ve komplekse kapılmaksızın seslerini yükseltebiliyorlar. İran’da Azeri nüfusa dayalı bir siyasi buhran ve problem bulunmamasının sebebi işte bu olumlu resmi politika.. Demek, istismara açık kapı bırakılmazsa o kapıyı kimse zorlamıyor..

     Meramım anlaşılsın diye yazıyorum; faraza bir Azeri’ye Türkiye, Azerbaycan ve İran arasında bir tercih yapmasını sorsanız, yadırganırsınız. Alacağınız cevap ise "İran" olur.. Bunun sebebini sormaya bile gerek yok.. Devlet, vatandaşı ile arasına başkalarının girebileceği mesafeler koymamış.. Yani vatandaşları ile -etnik kökeni ne olursa olsun- bütünleşmiş.. Devlet olmanın gereği de bu olmalı!.

ŞAİRLER TEPESİ
     Tebriz´i çevreleyen tepelerin en yükseğinde, şehrin her yanından görülen bir anıt dikkati çekiyor. Tebriz’in yetiştirdiği şairler (Şuara) adına yapılmış.. Tepeye de "Şuara Tepesi" denilmiş.. Hemen hepsinin kabri de orada..

     En son defnedilen Azerice’nin büyük ustası "Şehriyari".. Denilir ki, Firdevsi Farsça’nın; Şehriyari ise Azerice’nin gelişip zenginleşmesinin ve o zenginlikle yaşıyor olmasının güvencesi olmuşlar..

     Şairimizin ruhu şadolsun:

     "Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir."

     İran, şairleri olan bir millet.. Kimbilir, belki onun için küresel güçlerin önünde dik durmasını biliyor.

     Şah Rıza Pehlevi’nin ikinci eşi Farah Diba Tebrizli.. Rıza Pehlevi, eşi Farah onuruna Tebriz’in şehre hakim bir güzel tepesi üzerine geniş havuzları da olan bir park yaptırmış.. Adı "Şah Göl". Şah ailesi her yıl buraya gelir, tatillerinin bir kısmını burada geçirirlermiş.. Şah-Göl bugün de içinde balıklarıyla ve Tebriz’e tepeden bakan parklarıyla eski görkemini koruyor..

     İran Azerbaycanı´nı ve İran Azerilerini görmek isteyenler Tebriz’e gitmeliler. Uçakla da gidilebilirse de, asıl karayolundan gitmeli!. Doğu Beyazıt ilçemizden yarım saat sonra çıkış noktasındasınız. Gümrük kapımızda  temiz yüzlü, temiz giyimli, disiplin ile efendiliği bir arada temsil eden gümrük ve emniyet memur ve amirleriyle karşılaşacaksınız. Emniyet amiri, Gümrük Başmüdürü o pırıl pırıllığın; Türkiye’yi temsil ediyor olmanın yıldız örnekleri!.

     İran kapısından geçerken Türk Bayrağı’nı görünce ılıyıveren gönlüm, sürgülü demir kapının Türkiye tarafında bir gurur sağanağına dönüşüverdi. Keşke buradaki yönetim tarzı ülke bürokrasimize bir model olarak, kurslar ve seminerlerle yaygınlaştırılabilse demekten kendimi alamadım..

     Bu gururu siz de yaşayın derim..

İRAN SANKİ TÜRKİYE
     İran tarafında bizim Doğubeyazıt ve Iğdır ovalarımızın tıpkısı, işlenmiş yeşil ova ve vadiler.. Şems-i Tebrizi’nin doğduğu yer olan "Hoy (Khoy)"a kadar bu yeşillikler sizi uğurlayacak..

     Yol üzerinde Türkçe yer isimlerini gösteren levhalar: Köşksaray, Bağlar, Taracı, Bazargan, Bazargah, Yolageldi, Aliabad.. Türk lokantası, Türkiye mangal, Türk tamirhanesi.. Yer yer cami levhaları: "Namazgah 500 m.".. Adım başı Türk otobüs, kamyon ve TIR’ları: Iğdır, Kösoğlu, Salmanoğlu, Özkayalar, Özenginyurt, Turan, Ağaçlı, Argınlar, Boğaziçi, Cemre, Akar, Duru, Tokcanlar, Meteoğulları vesaire.. Türkiye’de misiniz, İran’da mı fark edemiyorsunuz..

     Türkiye´mizden Tebriz’e karayolundan "TUR"lar düzenlenmeli.. Yol üzerinde Hoy var; 1 saat kadar.. Oradan Tebriz 2, bilemedin 3 saat.. İran’ın bir buçuk milyon kilometrekareyi aşan geniş topraklarını; bu topraklara yayılmış ortak kültür ve medeniyet eserlerini; ortak medeniyetimizin Meşhed, Şiraz, İsfahan gibi tarihi merkezlerini görmek isterseniz, Tebriz’den sür-git devam edin.. Sakın geri dönmeyin!..

     Benzin sudan ucuz.. Bunu bir deyim olarak kullandığımı sanmayın, benzin gerçekten sudan ucuz.. Ben rakamlardan çok da anlamam, ama galiba bizdekinin 20’de biri imiş.. Yani bizdeki İran´dakinin 20 katı.. "Güvenlik" sorunu asla yok.. Hırsızlık unutulmuş.. Zira cezaları çok çok ağır.. Bu tür suçlar işlenmesin yani caydırıcı olsun diye ağır.. İran’ın AB’ye girme diye bir derdi de olmayınca, kendi hukuki mevzuatlarını kendileri sereserpe hazırlamışlar; asayiş ve güvenlik meselesini halletmişler.. Sadece kap-kaç, hırsızlık ve yol kesme mi, ne mayın, ne terörün başka türleri!.. Yol kenarlarında piknik yapabilirsiniz, arabalarınızı kilitleme ihtiyacı duymadan gezip dinlenebilirsiniz, fiyat kandırmacası ve pazarlık endişeniz olmadan alışverişlerinizi yapabilirsiniz..

     Türkiye’den İran’a karayolundan gidenler için Tebriz bir istasyon ya da köprü.. Oradan Can-Azerbaycan ve Bakü’ye de geçebilirsiniz; İran’ın yukarıda saydığım tarihi merkezlerine de..

     ..Ve kardeş İran halkını tanıyın!..

« Önceki ::